Hukukçu kimdir? Avukat mı, sağlık teknisyeni mi, romence tercüman mı?

Av. Tuncay Işık‘ın (Ankara Barosu) Ankara Adliyesinde Uzlaştırma Uygulaması hakkındaki görüşleri:

Değerli meslektaşlarım, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’te iki çeşit uzlaştırmacı tanımlanmış:

1- Avukat Uzlaştırmacı
2- Hukuk Öğrenimi Görmüş Uzlaştırmacı

Uzlaştırmacı Avukat listesi bu konuda gerekli eğitimi görmüş Avukatlardan oluşmakta ve Ankara Barosu’nca organize edilmektedir. Hukuk Öğrenimi Görmüş Uzlaştırmacı listesi ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca oluşturulan listeye kaydolan kişilerden oluşmaktadır. Bu listeye kaydolabilmek için Baroya kayıtlı Avukat olmamak (!) ve yeterince (!) hukuk eğitimi almış olmak şartları mevcuttur.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Uzlaştırma ile görevli Savcıları uzlaştırmacı atarken Uzlaştırmacı Avukat atamak yerine Hukuk Öğrenimi Görmüş Uzlaştırmacı listesinden atama yapmayı tercih ediyorlar.

Peki, Baroya kayıtlı Avukatlardan daha hukukçu olanların yer aldığı listede kimler var:

56 Zabıt Katibi,
54 İşsiz,
22 Vasıfsız Memur,
14 Yazı İşleri Müdürü,
10 Müfettiş,
7 Kamu Avukatı,
6 Mali Müşavir,
5 Polis Memuru,
5 Bilgisayar İşletmeni,
4 Daire Başkanı,
4 İdari İşler Müdürü,
4 Veri Kontrol İşletmeni,
3 İnfaz Koruma Memuru,
2 Hukuk Müşaviri,
2 Araştırmacı,
2 Öğretim Görevlisi,
2 Sağlık Teknisyeni,
1 Röntgen Teknisyeni,
1 Kültür Turizm Uzmanı,
1 Baş Polis Müfettişi,
1 Baş Polis Memuru,
1 Daire Başkan Yardımcısı,
1 Romence Tercüman,
1 Sivil Savunma Uzmanı,
1 Adli Sicil Şefi
1 Emekli Savcı,
1 Emekli Hakim.

Facebook yorumları

comments

Powered by Facebook Comments

Bu yazı CMK - Uzlaşma, Doğrular ve Yanlışlar, Haberler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Hukukçu kimdir? Avukat mı, sağlık teknisyeni mi, romence tercüman mı? için 9 cevap

  1. Av. Şamil Demir der ki:

    Savcılar uzlaştırma işini vatandaşın uyuşmazlığını barışla çözüme kavuşturan bir kurum olmaktan çok birilerine gelir bahşetme yönüyle ele aldıklarından bu garabet yaşanmaktadır. Savcılar alışık oldukları biçimde karşılarında ön ilikleyen yalakalık tarzında davranışlar sergileyen, icabında fırça atıf icabında tersleyebilecekleri kişilikler görmek istediklerinden, hayallerindeki bu muameleye gelemeyecek, üstelik uzlaşmayı muhtemelen kendilerinden daha iyi bilen avukatlardan haz etmemektedirler. Sonuçta da hukuk eğitimi, yani vergi hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku eğitimi almış ve fakat “sadece” ceza hukuku eğitimi almamış kişilerden barış için medet umulmakta. Ankara barosunun defalarca eğitim almış, mesleki yükümlülüklerle bağlı, yeri yurdu belli kalifiye avukatları dururken tercihin zabıt katiplerine ve işsizlere yönelmesi acıdır. Liyakatın itibar görmediği yerde gelişmeden, ilerlemeden bahsedilemez.

  2. fatih der ki:

    en azından psikoloji konularında uzman/mezun olan meslek erbabını almaları gerekirdi diye düşünüyorum. psikoloğun giremediği yere zabıt katipleri vb. girmiş yazık.

  3. Mahmut Sinoplu der ki:

    Degerli Uzlastirmaci ve Arabulucu’lar,
    Konuya bir de degisik bir acidan yaklasmak isterim. Esasen uzlastirmaci / arabulucu olmak icin hukuk egitimi almis olmak veya avukat olmak gerekmedigini dusunmekteyim, zira dunya uygulamasi bu yondedir. Bu konuda Kanun’da eksiklik bulundugunu ve bu eksigin giderilmesi gerektigini dusunmekteyim. Gerekli olan uzlastirma / arabuluculuk yapacak kisilerin bu konuda uluslararasi kabul goren yetkin kurumlardan egitim almis yetkin kisiler olmalaridir. Avukat Sayin Tuncay Isik ve Avukat Sayin Samil Demir’in sukranla okudugum ve bizlerle paylastiklari izlenimleri uzlastirmacilik / arabuluculugun Turkiye’deki gelisimi acisindan dusundurucu buldugumu belirtmek isterim. Uzlastirmacilik / arabuluculuk yapmaya ehliyetli kisilerin serbest meslek olusumlari icerisinde organize olmalari gerektigini dusunuyorum, Cumhuriyet Savcilik’larinin bu meslegin organizasyonu icin uygun bir merci olmadigini dusunuyorum. Sizleri “CEDR News Network for Mediation & ADR Professionals” platformuna katilmaya davet etmek isterim. Bildiginiz gibi CEDR uluslararasi bir ihtilaf cozme kurumudur. Avukat olmayan veya hukuk egitimi almamis ancak hali hazirda yurtdisinda uzlastirmacilik / arabuluculuk egitimi gormus kisileri ayrica Londra’da kurulu Non-Lawyer Mediators Group’a (NLMG)’ye katilmaya cagiririm.
    Saygilarimla
    Mahmut Sinoplu

  4. Muzaffer AKKAYA der ki:

    Sayın Av. Şamil Demir
    Ne yazdığınızın kimleri aşağıladığınızın farkındamısınız?
    “Birilerine gelir bahşetmek” diye yazmışsınız, bu gelirin (belki 3-4 ayda bir verilen görev sonucu alınacak 200TL civarında)size bahşedilmediğinden mi kırıldınız.
    “Ön ilikleyen yalakalık tarzında davranışlar sergileyen icabında tersleyebilecekleri kişiler”
    Yukarıdaki cümle ile sadece uzlaştırmacı olarak atanan kişileri değil savcılarıda rencide ettiğinizin farkında değilmisiniz.
    “Tercihin zabıt katiplerine ve işi gücü olmayan kişilere yönelinmesi acıdır” diyorsunuz.
    Acı olan bu şekilde düşünen avukatların mevcudiyetidir.
    Küçücük bir menfaat için onca kişileri aşalamaya değermi?

  5. Tuncay IŞIK der ki:

    Sayın Muzaffer Akkaya,
    Bizim derdimiz birilerini aşağılamak, incitmek değil.
    Bilakis “onarıcı Adalet” iddiasında olan insanların işi sorun yaratmanın aksine sorun çözmektir.
    Ortada bir sorun olduğu ne yazık ki gün gibi açık.
    Bir Savcımızın söylemiş olduğu, “katibime neden dosya vermiyorsunuz diye arayanlar oluyor” cümlesini bizzat duymuş biri olarak sürecin doğru yönetilmediğini eleştirme hakkını elbette kendimde bulabilirim.
    Ceza Uzlaştırmacısının Ceza Hukuku bilen kişiler içinden seçilmemesini eleştirme hakkını da kendimde bulabilirim.
    Tüm bu meslek gruplarının yeterince hukuk eğitimi görmüş olduğunu kabul edip Uzlaştırmacı Avukatların sistemin dışına itilmesini de eleştirme hakkını kendimde bulabilirim.
    Sağlık Teknisyeninden, Sivil Savunma Uzmanından, İnfaz Koruma Memurundan “Hukukçu” devşirme gayretini de eleştirme hakkını kendimde bulabilirim.
    Bizler “küçücük menfaatler” peşinde değiliz, ancak Uzlaştırma Müessesesinin doğru yönetildiğinde son derece yararlı olacağı ve en büyük menfaatimizin de bu olduğu inancındayız.
    Saygılarımla.

  6. Mutlak Butlan der ki:

    Sn. Şamil Demir, bizim Ankara Barosu uzlaşma eğitimindeki hocalarımızdandır ve laf söz olmasın diye de uzlaşma listesine kaydolmadığını bilenlerdenim. Ancak siz örneğin vergi hukuku dersi aldığınız için eleştiri ile başka şeylerin farkını bilemeyebilirsiniz. Bu gayet doğal. Savcılık listesinde 208 kişi kayıtlıysa, 209. da ankara barosu uzlaşma listesidir. Yani 208 kişilik savcılık listesi görev aldıktan sonra ankara barosunun 300 kişilik listesine sadece 1 kişi için sıra gelmektedir. Burada sorun kaç ayda kimin ne kadar kazandığı değildir. Sorun mevzuat boşluğundan kaynaklanan taktir yetkisinin böylesine kullanılmasıdır ve bu da tepkiyi hak eder.

  7. Muzaffer AKKAYA der ki:

    Değerli Arkadaşlar;
    Elbette bildiklerimizi ve tenkitlerimizi yayınlayacağız fakat kimseyi aşağılamaya hakkımız yok.
    Uzlaştırma konusunu biraz inceleyenlerin bildiği gibi bu müessese bizden neşet etmiştir.
    Zambak adlı eserinde Faruk Bildirici şöyle yazıyor:
    “Kabadayılar anlaşmazlıkların çözümünü kadıda ya da zaptiyede aramazlardı. Sorunu öncelikle aralarında halletmeyi yeğlerlerdi. Bunun yoluda bir tür ‘Hakem heyetine’ başvurmaktı. Buna ‘Racon Kesmek’ deniyordu. Racon kesen hakem heyetinde olması gereken özellikler; tarafsız olmak, kabadayılık hayatında falsoların olmaması, olgun ve tecrübe sahibi olmaları gerekliydi. Ayrıca kabadayıların sözüne itiraz edilmeyecek kişiller olmaları gerekliydi.
    Sanırım yukarıdaki izahattan anlaşılacağı gibi Racon Kesenlerde hukuk eğitimi değil tarafsızlık, falsosuzluk, olgunluk, ve tecrübe isteniyor.
    İkna ve etkileme için etikete ihtiyaç yoktur. Ayrıca hukuk bilgisine derin vukfiyette gerekli değildir.
    Bu iş kimseye gelir bahşetmez, hiç kimse bu işi almak için ve yahut alınca yalakalık yapmaz ayrıca ön iliklemek makama saygı içindir, yapanı alçatmaz.
    Savcılarımızında icabında fırça çekebilecekleri, icabında tersleyebilecekleri kişilere değilde isim sırasına göre dosya dağıttığı herkezin malumu olup bu dağıtım işini de sekreterlerin yaptığı bir gerçektir.
    Sayın çok bilmişlerin bu saatte (seçilen seçilmiş atanan atanmış) tenkit yerine bizleri aydınlatacak bilgilerini ortaya koymalarını isteriz
    Muzaffer AKKAYA

  8. Bil. Sav. der ki:

    Ben İzmire’de çalışan bir uzlaştırmacıyım. Eğer Ankara’daki tevzi usulü yazıldığı gibiyse eleştiriler az bile. Öncelikle İzmir’in uzlaştırmada en başarılı il olmasının ilk sebebi uzlaştırmacı olarak seçilen kişilerin nitelikleri. Örneğin İzmir’de hiç bir zabıt katibinin uzlaştırmacı olma yönündeki başvurusu kabul edilmemiştir. Uzlaştırma görevleri çoğunlukla mesleklerinde çok tecrübeli “hukuk fakültesi mezunu” hukukçular tarafından yapılmaktadır. Hatta avukatların bir kısmı barodan kaydını sildirerek sadece uzlaştırma görevlerinde çalışmaya başlamıştır.

    İzmir’in başarısındaki en önemli etkenlerden birisi de Cumhuriyet başsavcısı ve vekillerinin uzlaşma işini bizzat sahiplenmeleri, sürecin işleyişinde titiz davranmaları ve vatandaşın uzlaşma konusunda bilinçlenmesinin uzlaşmanın başarısında kilit rol oynadığının farkında olmalarıdır. Kanımca başarının esas nedeni, bu işin başında bulunan insan unsurunun uzlaşmaya bakışı ve bunun sonunda geliştirdiği davranış modelidir.

    Saygılarımla..

  9. Çok Güzel Paylaşımlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir