Büyükelçi Levent Bilman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından, siyasal ve arabuluculuk birimi direktörlüğüne atandı.
Yeni görevine gelecek yıl başlayacak olan Bilman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin siyasi yardımcısına, çatışmaların önlenmesi ve arabuluculuk başta olmak üzere uluslararası ilişkileri ilgilendiren tüm konularda danışmanlık yapacak. Politika belirlenmesine katkıda bulunacak olan Bilman, Birleşmiş Milletler’in arabuluculuk çalışmalarını yürütecek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri adına bölgesel örgütlerle ilişkileri sürdürecek.
Dışişleri Bakanlığı, yazılı bir açıklamayla atamadan memnuniyet duyduğunu duyurdu ve Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e katkılarının daha da güçleneceğini bildirdi.
1999- 2003 yılları arasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki daimi temsilciliği’nde görev yapan Bilman, 2007- 2008 yıllarında Dışişleri Bakanlığı sözcüsüydü. Bilman, 2008′den bu yana ise Türkiye’nin Hindistan’daki büyükelçisi görevini sürdürüyordu.
Kaynak: NTV
Etiketler:
Birleşmiş Milletler,
BM,
Dışişleri Bakanlığı,
Levent Bilman
Yorum Yok »
Uzun
yıllardır Ortadoğu bölgesinde habercilik yapan Ayşe Karabat’ın bugünlerde ikinci baskısını yapan ‘Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri’ adlı romanı İsrail-Filistin çatışmasına edebiyat üzerinden arabulucuk yapmaya çalışıyor.
İsrail-Filistin çatışmasını, Kudüs’te gazetecilik yapan üçüncü kuşak Filistin mültecisi Nadya ile İstanbul’da yaşayan Iraklı Doktor Saad’ın aşkı çerçevesinde anlatan roman, hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin hayatlarını aktarıyor. Romanda bir yandan İsrail-Filistin çatışması tarihsel perspektifle anlatılırken, bir yandan da Türk-İsrail ve Türk-Filistin ilişkilerine de ışık tutuyor.
Yazının geri kalanını oku »
Etiketler:
Ayşe Karabat,
İsrail-Filistin,
Kudüs'ün Gönüllü Sürgünleri,
Roman
Yorum Yok »
Bugün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin önderliğinde siyasilere “sağduyu” ve “uzlaşı” çağrısında bulunuldu. Özetle ülkenin içinde bulunduğu gerginlik ortamının ticari ve sosyal yaşantıda da huzursuzluğa neden olduğundan bahsedilerek siyasilerden çatışma ve gerginliğin dozonun düşürülmesi istendi. Bu yapılırken de Sn. Hisarcıklıoğlu şu ifadeyi kullandı: “Herkes bulunduğu pozisyondan bir adım geri atmalıdır.
Geri adım atması beklenenler, tabii ki iktidar ve muhalefette bulunan siyasetçilerdi. İşte benim ilgimi çeken de bu geri atmanın nasıl gerçekleşeceğidir. Siz hiç bir siyasetçinin şu andaki pozisyonumdan geri adım atıyorum dediğini duydunuz mu? Bu bir siyasi için en son ifade edilecek sözlerden birisidir.
Peki gerçekleşecekse bu geri adım atarak uzlaşma nasıl gerçekleşecektir? Bence geri adım atmak susarak ve gündem değiştirerek gerçekleştirilecek. Gerginliği yaratan konular üzerindeki tartışmaya “suskun” bir anlaşmayla son vererek siyası gururlarından da ödün vermeyerek gerginliği dinlenmeye bırakarak tansiyonu düşüreceklerdir.
Rıfat Hisarcıklıoğlu ‘nu iki insan arasındaki bir uyuşmazlıkta bir arabulucu olarak düşünürsek, onun, çözümsüzlükğe saplanmış uyuşmazlıkta, tarafların bulundukları pozisyonlan birer adım geri atmadıkları sürece, çözümsüzlüğe mahkum olacakları şeklindeki bir telkini de, insan doğası gereği aynı sonucu doğuracaktı. Taraflar eğer bu tavsiyeyi haklı bulup anlaşma eksenine girmek istiyorlarsa, gerginlik yaratan konu hakkında susacak ve gündem değiştirip uzlaşabilecekleri diğer konulara yoğunlaşacaklardı.
Umarım Sn. Hisarcıklıoğlu ‘nun başkanlığında yapılan çağrı dikkate alınır ve ülkemiz sokulduğu bu gerginlik ve çatışma ortamından uzaklaştırılır. Yaşanan gerginliğin toplumun her katmanındaki bireyleri öyle ya da böyle etkilediği düşünülürse bu konuda sorumlu davranmak da siyasilerin görevidir.
Yorum Yok »