Kazan – Kazan Yaklaşımı / Win – Win Approach

Zıt Taraf Olmaktan Ortaklığa

Kazan – kazan (win-win) yaklaşımı çatışmayı, düşmanca saldırmak ve savunmaktan, birlikte çalışmaya dönüştürür. Bu davranış biçimi ve çalışma sureci, iletişimin bütün seyrini değiştirebilecek güçtedir.

Müştereken sorun çözüm yaklaşımını sürekli olarak uygulayan bir kişi, fark yaratma yeteneğine de sahiptir. Siz, yani bu yazının okuyucusu, muhtemelen çatışmanın seyri değiştiren bu insan olacaksınız. O yüzden, ikna etmek zorunda olduğunuz ilk kişi aslında kendinizsiniz.

Genellikle tartıştığımız süreçten habersiz bir şekilde müzakereye odaklanmaya çalışırız., Uzun süreli bir geçmişle günümüze ulaşmış, iç içe geçmiş zor uyuşmazlıklarda, kendimizi genellikle düşünmeden reaksiyon gösterirken buluruz. Bir zorlukla karşılaşıldığında, ayrı düşmeyi, etrafımızda bulunanlardan bağlantıyı kesmeyi “sen ya da ben” hissini, çözümün her iki taraf içinde yeterli olmadığı inancını ve eğer bir taraf haklıysa, o zaman diğer tarafın haksız olmak zorunda olduğu durumları tecrübe etmişizdir. Çoğunlukla mevcut durumda en iyi yaklaşımın ne olduğunu bir an bile düşünmeyiz

İnsanlar karşısındakiyle çözümler üzerine mücadele ederken “benim istediğim gibi yap!”, ” Hayır bu iyi değil! Benim istediğim gibi olsun!” derler. Aslında böyle bir müzakere, güç mücadelesinden ibarettir. Ama kazan – kazan yaklaşımı şunu söyler:

Kazanmak istiyorum – Senin de kazanmanı isterim


Esas mesele bunun nasıl olacağıdır.

İhtiyaçlara geri dönelim.

Yapabileceğiniz en önemli kazan-kazan manevrası şudur: Sadece çözüm aramak yerine, izlenecek yolu değiştirerek, tartışmaya temeldeki ihtiyaçları aydınlatarak başlanabilir. Aşağıdaki klasikleşmiş hikâye bu durumun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır:

Mutfakta iki kişi var. Ortada her ikisinin de istediği bir adet portakal söz konusu. Çözümün ne olduğunu düşünürdünüz. Portakalı ortasından ikiye bölerler ve her biri bir parçayı alabilir. Bu genellikle doğrudan doğruya çözüme odaklandığımız için bulduğumuz çözümdür.

Hadi bu iki insanın hikâyenin devamında ne yaptığına bakalım. Birisi elindeki yarım portakalla meyve sıkıcısına gider ve elindeki parçanın suyunu sıkmaya başlar. Az da olsa içmek için portakal suyu elde etmiştir. Diğeri ise zorlanarak yarım portakalın kabuğunu rendeleyip yapacağı portakallı kek için az miktarda esans elde etmiştir.

Doğrudan çözüm bulmaya girişmek yerine ihtiyaçlarını tartışmışlar mıydı? Her ikisi de ihtiyaç duydukları tüm portakala sahip olabilirdi. Aslında İlgileri tamamlayıcıydı ve aralarında bir çatışma yoktu. İki taraf kazan – kazan yaklaşımını birlikte kullanma kararlılığı ile ihtiyaçlarını belirlerler ve sıklıkla da uyuşurlar.

Her bir tarafın altta yatan ilgilerini ortaya çıkarmak; kazan-kazan gerçeğini kabul ederek çözümler üretmekle ve onları geri çevirmektense değerlendirmekle mümkündür. Bu çözümler portakal hikâyesindeki gibi mükemmel olamasa bile, taraflar sonuç hakkında eskisinden tamamen farklı ve iyi hissederler.

Yüzeyin altındakileri ortaya çıkarmak, soru sorarak sondaj yapmayı ve enerjinizi buna yoğunlaşmayı gerektirir. Şunlara benzer sorular sorun: “Bunun size en iyi çözüm gibi görünmesinin sebebi nedir?”, “Buradaki gerçek ihtiyaçlarınız nelerdir?”, “Bu durumda hangi ihtiyaçlarınızın karşılanması gerektiğini düşünüyorsunuz?”, “Burada sizin için önemli değerler nelerdir?”, “Beklediğiniz kazanç ya da sonuç nedir?”

Bu soruların cevapları tartışma masasındaki gündemi önemli bir şekilde değiştirir ve tartışma masasına ortaklaşa problem çözümü için doğru materyalleri yerleştirir. Böylece fırsatlara öncülük eder, sizin ve diğer insanların neye ihtiyaçları olduğunu söylemeleri için fırsat yaratır.

Kazan – Kazan

Kazanmak istiyorum, senin de kazanmanı isterim

Kazan-kazan yaklaşımı şu stratejilere dayanır:

  • Altta yatan ilgi ve isteklere geridönmek.
  • Bireysel farklılıkları kabul etmek.
  • Gözlenen tutumların ve paylaşılan bilgilerinışığında, diğer tarafın pozisyonuna uymaya açık olmak.
  • İnsanlara değil probleme saldırmak.

Kazan-kazan yaklaşımı kesinlikle etiktir, fakat bu yaklaşımın büyük başarısının sebebi şudur: “İŞE YARAMAKTADIR”.

Her iki tarafın da kazandığı yerde, her iki taraf da çözüme bağlanır. Müzakereciler kendilerini yaptıkları anlaşmaya uymaya zorunlu hissederler çünkü bu her iki tarafın da çıkarlarına uygun olan şeydir.

Tarafların birbirlerine güvenlerinin çok az olduğu durumda bile, kazan – kazan yaklaşımı etkili olabilecektir. Eğer diğer tarafın pazarlığın sonuna bir şeyler sakladığını konusunda bazı şüpheler varsa, anlaşmayı karşılıklı edimleri birbirine bağlayarak yapabilirsiniz. ” Benim için X ‘i yaparsan ben de senin için Y yi yaparım” şeklinde yapılacak anlaşmayla, X onların, Y de sizin ihtiyaçlarınızı destekleyerek anlaşmaya uyulması sağlanacaktır. “Eğer arabayı yıkarsan, seni partiye götürürüm”, “Eğer şu faturaları sıralarsan, sana raporun için o şekilleri yapmanda yardımcı olurum”.

Kazan – kazan başarılı bir stratejidir. Birlikte çalışma genellikle her iki tarafın da istediklerinden daha fazlasını almasıyla sonuçlanır. Kazan – kazan yaklaşımı sorun çözümünde karşılıklı kazanç demektir.

* Bu yazı birçok yabancı kaynaktan yararlanılarak kaleme alınmıştır.

Müzakere Yetenekleri kategorisine gönderildi | 3 Yorum

Hakimler Doğal Arabulucular mıdır?

Bilindiği gibi tahkim özel bir yargılamadır. Yani hakimlerin tahkimde neden iyi birer doğuştan hakem olabileceklerini tahmin etmek hiç de zor değildir. Yabancı ülkelerdeki örneklerine bakıldığında tahkim hakemliğini gerçekten de iyi yaptıkları görülecektir.

Fakat arabuluculuk tamamen farklı bir süreçtir. Hakimler bile gerekli eğitimi almadıklarında tahkimde alabildikleri rahat rolü, arabuluculuk sürecinde tam olarak yerine getiremeyeceklerdir. Her ne kadar hukuk alanındaki arabuluculuk ile ilgisi olmasa da TCK kapsamında yerine getirilen uzlaşmanın emekli hakimler tarafından yerine getirilmesi de bana göre gerçekten sakıncalı bir tercihtir. Bu hata üniversite mezunu adliye çalışanlarının ceza yargılaması sürecinde uzlaştırmacı olarak atanmasıyla da daha da büyütülmüştür. Ankara adliyesi web sitesinde uzlaştırmacı olarak belirlendiği bildirilen isimlerin yaynındaki adresler incelendiğinde adliye çalışanlarının listenin yarısını oluşturduğu görülecektir. Listenin geri kalanının da emekli hakim olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil.

Adliye camiasında yürütülecek bu işin hakim ve savcılar tarafından, adliye çalışanlarına ve emekli hakimlere ek gelir sağlama yolu olararak görülmediğini umuyorum. Ankara Barosu yetişmiş uzlaştırmacı açısından en donanımlı barodur. Yetmiş’e yakın avukat otuz beş saatlik arabuluculuk ve müzakere teknikleri eğitiminden geçerek Ankara Barosu Arabuluculuk siciline kaydolmuşlardır. Atamalar aynı CMK sisteminde olduğu gibi birlgisayar programıyla ve sırayla yapılmaktadır. Şu haliyle hiçbir eğitimden geçirilmemiş kişilerin uzlaştırmacı olması tercih edilmemelidir.

Olması gereken arabuluculuk, hakimin yargılama anlayışından daha karmasık ve farklı özellikler gerektiren bir süreçtir. Çünkü onların kafalarında yılları birikimiyle oluşmuş doğrular ve belirli durumlarda verilecek kararlara ilişkin kalıplar bulunmaktadır. Onlara göre tarafların istediği değil hakime göre taraflar için uygun olan çözüm en uygunudur…

Bir emekli hakim alışmış olduğu geçmişi yargılama alışkanlığından vazgeçemeyecektir. Böyle bir yapıda arabuluculuk yapmak ise arabuluculuğun özüne ve felsefesine aykırı olacaktır. Çünkü dava sürecinde tek yapılan geçmişte yapılanların doğruluğunun veya yanlışlığının yargılanmasıdır. Halbuki arabuluculuk gelecek odaklı bir iştir. Arabuluculuğun tarafları arabuluculuk müzakereleriyle geçmişteki sorunlarından kurtuldukları gibi gelecekteki ilişkilerini de düzene koymuş bir şekilde masadan kalkarlar.

Arabuluculukta Kariyer kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Reklam Yasağı Kıskacında Arabulucu – Avukatlık Mümkün mü?


Görüşe Açılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı kapsamında, mevzuatımızdaki birçok hükmü göz önünde tutarak tartışmamız gereken konulardan birisi de kanuni düzenleme ile yeni bir meslek olarak hayatımıza girecek olan Arabuluculuğun Avukatlık mesleğiyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusudur.

Avukatlık Kanunu Avukatlık mesleğinin bağdaşıp bağdaşmadığı konuları, bu kanun gereği yürürlükte olan Reklam Yasağı Yönetmeliği ise Avukatların mesleklerini yaparken kullanabileceği sıfatları, tabelasının boyunu ve kullanabilecek renk sayısını, kartvizit ve başlıklı kağıtlarda bulunabilecek bilgileri bile gerekli ya da gereksiz yere düzenlemiştir. Bu kadar ayrıntılı ve derinlemesine yapılan düzenlemeler açıkça Avukatlık Kanununda düzenlenmedikçe ya da zikredilmedikçe o işin avukat tarafından yapılamayacağı sonucunu doğurmaktadır.Öncelikle Avukatlık Yasamızdaki konuyu düzenleyen hükümlere bakmak gerekir. Mesleğimizle bağdaşan işler Av. Kan. 11 ve 12. maddelerinde düzenlenmiştir. Maddelerin metinlerini hatırlamak gerekirse:

Kanun No: 1136
Avukatlık Kanunu
Kabul Tarihi: 19.03.1969
R.G. Tarihi: 07.04.1969R.G. No: 13168

Avukatlıkla birleşemeyen işler:
Madde 11 – Aylık,ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.

Avukatlıkla birleşebilen işler:
Madde 12 – Aşağıda, sayılan işler 11 inci madde hükmü dışındadır;
a) Milletvekilliği, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği,
b) Hukuk alanında profesör ve doçentlik,
c) Özel hukuk tüzelkişilerinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret karşılığında avukatlık,
d) Hakemlik, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmet,
e) Kamu iktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede başka iş veya hizmetle uğraşmaları yasaklanmamış bulunmak şartıyla; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren İktisadi Devlet Teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ve iktisadi Devlet Teşekkülleri ile Kamu İktisadi kuruluşları dışında kalıp sermayesi Devlete ve diğer kamu tüzelkişilerine ait bulunan kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği, denetçiliği,
f) Anonim, limited, kooperatif şirketlerin ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği ve komandit şirketlerde komanditer ortaklık,
g) Hayri, ilmi ve siyasi kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği,
h) Gazete ve dergi sahipliği veya bunların yayım müdürlüğü, Milletvekilleri hakkında, 3069 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.(
e) bendinde gösterilenlerin, Hazinenin, belediye ve özel idarelerin, il ve belediyelerin yönetimi ve denetimi altında bulunan daire ve kurumların, köy tüzel kişiliklerinin ve kamunun hissedar olduğu şirket ve kuruluşların aleyhinde; il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinin de bağlı bulundukları tüzel kişilerin ve yüksek öğretimde görevli profesör ve doçentlerin yüksek öğretim kurum ve kuruluşları aleyhindeki dava ve işleri takip etmeleri yasaktır.Bu yasak, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.

Görüldüğü gibi yeni oluşmakta olan ve Avukatlar olarak sahiplendiğimiz Arabuluculuk mesleği, 11. maddeyle çatışma halinde. Eğer bir avukat kendi mesleği yanında Arabuluculuk da yapacak ve bu sıfatı kullanacaksa mevcut duruma göre Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen… hizmet ve görev yapmış olacak ki bu da bizi disiplin sorumluluğuna sokacak bir durumdur. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tasarısındaki düzenleniş tarzı itibariyle arabuluculuk, Av. Kan. 12/d maddesinde düzenlendiği gibi “yargı mercilerinin ya da adli dairelerin verdiği herhangi bir hizmet ya da görev” de sayılamayacağından”, Arabuluculuk avukatın kendi mesleği dışında yaptığı “ücretli” bir iş halinde kalmaktadır. Çünkü tasarı şu haliyle mahkeme ve adli merci yönlendirmesiyle Arabuluculuk konusunu düzenlememiştir. Zaten mahkeme referanslı Arabulucuğun düzenlenmesinin yeri bu tasarı değil HUMK olabilirdi.

CMK da düzenleme bulan, savcılık soruşturması ya da ceza yargılaması sırasında tarafların tamamının kabul etmesiyle görevlendirilecek “Uzlaştırıcı” (= değil Arabulucu) nın görevlendirilmesi mahkeme veya savcılık tarafından istendiğinden, Avukatlıkla bağdaşmama problemi yoktur. Uzlaşmaya ilişkin yönetmelikte Barodan Uzlaştırıcı Avukat istenmesi usulünün de düzenlenmiş olması bu konuda tereddüte yer bırakmamıştır.Konuyu ayrıca “Reklam Yasağı Yönetmeliği” açısından incelediğimizde, yine avukatların yaptıkları işi duyurmaları yönetmelikle yasaklandığından “Arabuluculuk” sıfatının kullanılması da bu yasak kapsamında değerlendirilebilecektir. Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin aşağıdaki maddeleri okunduğunda, yönetmeliğin özünden, avukat sıfatıyla birlikte akademik unvan dışında başka bir sıfatın aynı anda kullanılamayacağı sonucu çıkmaktadır.

Yönetmelik: Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği
Kurum: Türkiye Barolar Birliği
Kabul Tarihi: 21.11.2003R.G. Tarihi: 21.11.2003
R.G. No: 25296

Basılı Evrak
Madde 6 – Başlıklı kağıtlar, kartvizitler ve diğer basılı evrak, reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz.Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; sadece avukatlık unvanı, varsa akademik unvan, adı ve soyadı, adres, telefon-faks numaraları, internet ve e-posta adresleri ile bağlı bulunulan; Baro ve Türkiye Barolar Birliği sicil numaraları, vergi dairesi ile vergi sicil numarası yer alabilir.Birlikte çalışma halinde; “avukatlık bürosu” ibaresi, avukatlık ortaklığı halinde “avukatlık ortaklığı” ibaresi ve ortaklıkta yer alan avukatların ad ve soyadlarının yer alması da zorunludur.

Ortaklığa mensup avukatların, başlıklı kağıtlarında, kartvizitlerinde ve diğer basılı kağıtlarında; büro ya da ortaklığın adı yanında, kendi ad ve soyadlarını da kullanmaları zorunludur.Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı kağıtta avukat unvanı ve akademik unvan dışında; emekli yargıç, emekli savcı, emekli noter, hukuk uzmanı, marka-patent vekili, sigorta uzmanı, bilirkişi, Bakan, Milletvekili ve benzeri sıfatlar kullanılamayacağı gibi kamu kurum ve kuruluşu ile özel kurum ve kuruluşlardaki, siyasi partilerdeki geçmiş ve mevcut görevler belirtilemez. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarında geçmişte görev alan avukatlar bu unvanlarını kullanamazlar. Halen görevli olanlar bu unvanlarını; ancak bu görevin ifasında ve bu görevleri ile sınırlı olmak kaydıyla kullanabilirler.Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; avukatın veya avukatlık ortaklığının ad ve unvanını belirtme amacını aşan her türlü yazı, deyim, resim, kayıtlı bulunduğu baro veya Türkiye Barolar Birliği amblemi dışında amblem ve şekiller yer alamaz.Avukatlık hizmeti, hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamaz; bu yolda başvuruda bulunulamaz.

Medya İlişkileri
Madde 8 – Bu Yönetmelik kapsamında olanlar;

a) Adres değişikliğini, büro açılışını ve altı ayı aşan ara vermeden sonra yeniden mesleğe dönüşünü; avukatlık ortaklığına girişini ve çıkışını, reklam niteliğini taşımayacak şekilde, gazete ve sair yazılı basın yolu ile bir kez duyurabilirler. Avukatlık ortaklığının tescil ya da sona ermesi ya da ortaklardan birinin ayrılması ilan yolu ile duyurulabilir,

b) Yaşamları, kazançları, mesleki faaliyeti hakkında “reklam niteliğinde” yayınlarda bulunamaz, halen ya da eskiden takip ettiği, devam eden veya sonuçlanmış bir dava hakkında; dava ile özdeşleşip tarafların sözcüsü gibi hareket edemez, davanın hukuki boyutları içinde kalmak kaydıyla ve zorunlu haller dışında yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarına ve internet’e görüntü, bilgi, demeç veremez, açıklama yapamazlar,

c) Yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarında ve internet’te röportaj, sohbet, konuşma, tartışma ve benzeri programlara katıldıklarında; reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğini zedeleyici her türlü açıklamadan kaçınmak zorundadırlar,

d) Avukat unvanı kullanarak yazılı, işitsel, görsel iletişim araçlarında ve internet’te yönetmen, düzenleyici, danışman ve sair sıfatlar ile dizi, sürekli yayın, süreli ya da süresiz programlar hazırlayamaz, sunamaz, yönetemez, hazırlanmasına, sunulmasına ve yönetilmesine katılamazlar,

e) Gerek mahkemede temsil görevini yerine getirirken, gerek yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları ve internet ile ilişkisinde kendisini veya üzerinde çalışmakta olduğu hukuki işi reklam olabilecek nitelikte ön plana çıkaramazlar.

Yine Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tasarısında, Arabuluculuk sınavını başaranların Arabulucu Siciline kaydedileceği ve isimlerinin Adalet Bakanlığı web sitesinde duyurulacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme de eğer arabulucuların isimleri “avukat” sıfatlarıyla anılacak ise mevcut haliyle sorun yaratacak bir uygulama olacaktır.

Şu günlerde Ankara Barosu’nun sağladığı olanaklarla 60 dan fazla Avukat Mediasyon eğitiminden geçmiş bulunmaktadır. Eğitim alan mektaşlarım mediasyon bilen avukatlar haline dönüştüler. Ama birçok Avrupa ülkesinde olan Mediatör Avukat Sıfatını kullanmaları mevzuatımız nedeniyle mümkün olamamaktadır.Bu durumda Arabuluculuk mesleğinin biz Avukatlar tarafından, mesleğin adıyla icra edilebilmesi için öncelikle Avukatlık kanunu ‘nun meslekle bağdaşan işlerle ilgili 12. maddesine, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereği Arabuluculuk gibi zamanla meslek haline gelecek işlerin de kapsam altına alınması gerekmektedir. Bu konudaki değişiklik iradesinin oluşabilmesi için konunun çeşitli ortamlarda dile getirilmesi gerekecektir. Aksi halde mesleki engeller nedeniyle, büyük zaman ve imkan harcanarak edinilmiş bilgi ve deneyimin çalışma yaşamımıza Avukat sıfatıyla kazandırılması mümkün olmayacaktır.Hukuk Uyuşmalıklarında Arabuluculuk Kanununda geçici maddelerle ya da aynı kanun paketi kapsamında ayrı bir tasarı ile mesleğimizin de düzenlemeye dahil edilebilmesi, Avukatlık Kanunu’ndaki aleyhe durumun da aynı kanun paketi içerisinde yapılacak bir eklemeyle giderilmesi, Arabuluculuk ve Avukatlık Mesleklerinin bağdaşan meslekler haline getirilmesi, bu yasal düzenleme sonucunda Avukatlık ve Arabuluculuk sıfatlarının bir arada kullanılmasının sorun yaratmaması için Reklam Yasağı Yönetmeliğinde değişiklik yapılması gerekmektedir.Bir çok avrupa ülkesinde ve ABD de Avukatlığın Arabuluculuk mesleğiyle çatışması söz konusu bile değildir. Aksine Avukatlar, bu mesleği en iyi icra eden meslek grubunu oluşturmaktadırlar. Aynı şekilde, Avukat – Arabulucu sıfatının yan yana kullanılması da tamamen kabul görmüş bir durumdur. Aynı hakları elde edebilmek için zorlu bir mücadele geçirmememiz dileğiyle…

Arabuluculukta Kariyer, Avukatlık ve Arabuluculuk kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Arabuluculuk Eğitimi ve Sıkça Sorulan Sorular

Kimler Arabulucu Olabilecek?

Kanuna göre hukuk fakültesi mezunu olup beş yıllık mesleki tecrübeye sahip olan Türk vatandaşları arabulucu olabilecektir.

Arabulucular Siciline Kayıt Şartları Nelerdir?

Arabuluculuk siciline kayıt, Arabuluculuk Eğitimi almış kişinin Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılabilecektir. Arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için;

1-) Türk vatandaşı olmak,
2-) Tam ehliyetli olmak,
3-) Taksirli suçlar dışında herhangi bir sabıkası bulunmamak,
4-) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak gereklidir.Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilecektir.

Arabulucuların Sicili Nerede Tutulur?

Özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış Arabulucuların Sicilleri Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından tutulacaktır. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda da duyurulacaktır.

Arabuluculuk Eğitiminin İçeriği ve Kapsamı Nedir?

Arabuluculuk Eğitimi; arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgileri, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ve diğer teorik ve pratik bilgileri kapsayan en az yüz elli saat süreli bir eğitimdir. Arabulucu adayı eğer Hukuk Fakültesi mezunu değil ise ayrıca yüz saatlik temel hukuk eğitimi almakla arabulucu eğitimi almış sayılacaktır.

Arabuluculuk Eğitimi Nerelerden Alınabilecek?

Arabuluculuk eğitimi verebilecek olan kuruluşlar Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’ndan izin alarak bu eğitimi vermeye başlayabileceklerdir. Bakanlıktan izin alan eğitim kuruluşları yine Adalet Bakanlığı web sitesinde yayımlanacaktır. Bu eğitim kurumları Türkiye Barolar Birliği Adalet Akademisi, bünyesinde hukuk fakültesi bulunan üniversiteler olabileceklerdir.

Arabuluculuk Eğitimini Tamamlayanlara Ne Tür Bir Belge Verilir?

Arabuluculuk Eğitimi vermeye yetkili eğitim kuruluşları, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kişilere arabuluculuk eğitimini tamamladıklarını belgeleyen “Arabuluculuk Yetki Belgesi”

Arabulucuların Cezai Sorumlulukları Olacak mıdır?

Evet, arabulucu yükümlülüklerine aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan çıkarlarının zarar görmesine sebep olursa altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecektir. Ancak bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı tutulmuştur.

Arabuluculuk Eğitimi kategorisine gönderildi | 4 Yorum