35/A uygulansaydı, arabuluculuk sistemi gelmeyecek miydi?

Eğer avukatlar Avukatlık Kanunu ‘nun 35/A maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanmış olsalardı, arabuluculuğun Türkiye gündemine gelmesine de gerek kalmayacaktı…

Bu kalıplaşmış ifadeyi çok fazla duymaya başladım. Bu ifade, bazı arabuluculuk savunucuları tarafından, arabuluculuğa karşı çıkan avukatlara her fırsatta söyleniyor. Hatta ilk zamanlarda benim de aklıma yatmıştı. Ama bu ne doğru ne de iyi niyetli bir yaklaşım. Çünkü en basit anlatımıyla, Türkiye ‘de 35/A maddesi uygulanıyor olsaydı bile, müktesebatını mevzuatına dahil ettiğimiz AB ‘nin girişimleriyle öyle ya da böyle bu meslek Türkiye ‘de de bir şekilde meslek olacaktı. Siz yetkinizi kullanmadığınız için böyle bir mesleğe gerek var şeklindeki yaklaşım, haklı tepkiler veren avukatları dayanaksız bir genellemeyle susturma girişiminden başka bir şey değildir. Bu şekilde avukatlar kendilerini suçlu hissettirilerek zedelenen çıkarları nedeniyle bile konuşmamaları sağlanmaya çalışılıyor.

35/A gibi, doktrinde satırlar arasına sıkışmış ve uygulanabilmesi için müvekkilin iknası Türkiye şartlarında neredeyse imkansız olan bir kurumun, uygulanmamış olması nedeniyle avukatların suçlanması imkansızdır. Sonucu dışında geri kalan hiç bir özelliği cazip olmayan bu düzenlemenin, avukatların çıkarlarını koruyan bir yanı da zaten yoktur. Kendisine sadece davalaşmak öğretilen hukuk fakültesi mezunlarından da bunu iyi niyetle bile beklemek haksızlık olur. Ancak herkes için yeni bir başlangıca yol açacak “arabuluculuk eğitimi” karşısında herkes eşittir. Bu eğitime rağmen kimsenin bir hukukçuyu veya avukatı  beceriksizlike suçlayamayacağını da zaman gösterecektir…

Facebook yorumları

comments

Powered by Facebook Comments

Bu yazı Avukatlık ve Arabuluculuk kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir