Hukuki sorunları olanların avukatlarına danıştıkları olaylarda, anlaÅŸma yönünde bir ihtimal akla bile gelmezse, arabuluculuk akla gelir mi? Bu gerçeÄŸin farkında olan AB, Türkiye ‘de “Adalete Daha İyi EriÅŸim Projesi” gibi projelere destek olarak, avukatların arabuluculuk seçeneÄŸi hakkında bilgilenmesi saÄŸlanmaya çalışılıyor.
Alternatif UyuÅŸmazlık Çözüm (ADR) kitaplarının müzakere bölümlerinde müzakere öncesi sorunlar ve anlaÅŸma ya da dava yolunun seçilmesi sürecinde avukatların müvekkilleriyle olan iliÅŸkileri ve avukatların bu konudaki yönlerdirmelerinin öneminden bahsediliyor. Müzakere.org ‘a son eklenen “Müzakerenin KoÅŸulları, Seçimi, Teorileri” baÅŸlıklı yazı da avukatların rol aldığı anlaÅŸma kararı alma sürecini en ince ayrıntısına kadar anlatıyor.
Buradan da anladığımız gibi arabuluculuÄŸun baÅŸarılı olmasını isteyen bir devlet politikası, avukatları bu süreçte yüreklendirecek, onları bu çözüm yoluna ısındıracak politikalar benimsemelidir. Kanun tasarısında arabulucu olabilecekler ile ilgili herhangi bir mesleki sınırlama getirilmemesi gibi tercihler, avukatların büyük tepkisini çekerken onların bu yeni mesleki oluÅŸuma sıcak bakmasını ve hatta kullanılmasını önermelerini beklemek hayalcilik olacaktır. Bu nedenle halihazırda arabuluculuÄŸu tehdit olarak algılayan avukatların gönlü, “kendi meslekleriyle birlikte, her iki sıfatı da kullanmalarına izin verilecek ÅŸekilde arabuluculuk yapabilmeleri için yasal düzenleme yapılarak ve ayrıca arabuluculuk mesleÄŸini yapabilecek lisans bölümlerinin bazı mesleklerle sınırlanması yapılarak” alınmalıdır. Böylece arabuluculara iÅŸ saÄŸlayacak en büyük mesleki kesim olan avukatlar da sürece gerçek manada dahil olur, sahip çıkabilir ve destek olabilir.


Facebook yorumları
Powered by Facebook Comments