İstanbul Barosu arabuluculuğa karşı

İstanbul Barorosu Avukat Hakları Merkezinden arabuluculuğa ilişkin bir açıklama yapıldı. Bu açıklama şöyle:

AVUKATLAR  “ARABULUCULUK”A  KARŞIDIR.

Arabuluculuk; avukatı hukuk dışına itip cemaatlara , tarikatlara , mafyaya, yabancılara hukuki sorunları çözmenin yolunu açmaktadır. Arabuluculuk avukatlığın düşmanıdır. Ancak,  Ankara Barosu ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM MERKEZİ kurmuş ve avukatın düşmanı olan arabuluculuk müessesesini bizzat hayata geçirmiştir. Ülkemizde avukat her geçen gün daha zor şartlarda çalışmak ve yaşamak zorunda kalırken ; avukatlık mesleğini icra etmek zorlaşırken başta Ankara Barosu ve buna sessiz kalan hukuk kurumları ne yapmak istiyor? Avukatın ve avukatlık mesleğinin haklarını korumak başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere
Ankara Barosu ve tüm baro yönetimlerinin görevi değil mi ?

Biz, avukata ve avukatlık mesleğine zarar veren bu kanunlara, uygulamalara ve baro yönetimlerine sonuna kadar karşıyız ve direneceğiz.

BÜTÜN AVUKATLARI, AVUKATLIK MESLEĞİNE YAPILAN BU SALDIRILARA KARŞI UYANIK OLMAYA VE KARŞI KOYMAYA DAVET EDİYORUM.

İstanbul Barosu
Avukat Hakları Merkezi
Başkanı
Avukat Hüseyin Uğur Poyraz

Karşıyız, direneceğiz şeklindeki söylemler bize hiç de yabancı değil. Türkiyenin en büyük barosundan daha akılcı, çözüme yönelik tepkiler beklerdim. Bu konuda daha önce yazdığım “Karşı Çıkmanın Dayanılmaz Kolaylığı” yazısını ilgililerin dikkatie sunuyorum…

Facebook yorumları

comments

Powered by Facebook Comments

Bu yazı Avukatlık ve Arabuluculuk, Doğrular ve Yanlışlar, Haberler kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İstanbul Barosu arabuluculuğa karşı için 2 cevap

  1. KIVILCIM MERT DEMİR der ki:

    Hukukçu insanların dünya üzerinde çok önemli ölçüde faydaları görülmüş olan bu sistemi kabullenmemesi bana garip geliyor. Bu sistemin amacının daha barışçıl bir toplum yaratmak yönünde olduğunu, bunun bir kültür meselesi olduğunu anlamak yerine avukatların mesleğine bir darbe gibi görüyor olmaları beni hayretler içerisinde bırakıyor. Çok şaşkınım. Amacımız sürekli çatışmaların, davaların, kavgaların olduğu toplum yapısını daha da derinleştirmek mi olmalı? O zaman avukatlar daha mı mutlu yaşayacak? Daha mı çok kazanacak? Ne yani bunu uygulayan bunca ülke aptal da biz mi çok akıllıyız? Bu sistemi tanımadan eğitimini almadan önyargılı davranan hukukçuların tepkisi beni dehşete düşürüyor. Yaptığınız mesleğin kutsallığına gölge düşürmeyin lütfen. Bu bir savaş haline geldi. Haklarımızı savunacağız gibi söylemler hukukçulara hiç ama hiç yakışmıyor. Kimin hakkını neye karşı savunuyorsunuz?

  2. Hamdi Can Ünsal der ki:

    Avukatlık Kanunu ve diğer ilgili mevzuatta avukatlara adaletin sağlanması amacıyla sorumluluklar yüklenilmiştir. Avukat, üzerine düşen sorumluluğunun gereği olarak mümkün olan her alanda adaletsizliğe karşı mücadele vermek mecburiyetindedir.
    Geç gelen adaletin adalet olmadığı savunulur. Günümüz dünyasında artan ve her geçen gün artmaya devam eden toplumsal ilişkiler aynı oranda artan ihtilafları da beraberinde sürüklemektedir. İhtilafa düşen taraflar kendilerini mahkeme koridorlarında bulmaktadırlar. Artık koridorlar da ihtiyaca (zamanında) cevap veremez hale gelmiştir. Yargı, bu yükün altında ezilmekte; hakimlerimiz, savcılarımız ve diğer adliye personeli can siperane mücade etmekte ama durum her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Mevcut tıkanıklık, daha geniş adliye koridorları ile çözülmeye çalışılmaktadır. Ama daha geniş koridorlar gerçekten çözüm müdür ?
    Yasa ve yasanın uygulamasıyla, ihtilafların sayısını azaltmak önleyici bir çözümdür. Bu yasama ve yürütme organının vazifesidir.
    İhtilafların oluşmasını engellemekte görev tanımımız itibariyle zorluk çekiyor olabiliriz. Ancak ihtilafın giderilmesi için şüphesiz, mücadele edebiliriz.
    İhtilaf-uyuşmazlık çözüm yollarından biri olan yargılamanın ihtiyaca en azından zaman ölçütü dahilinde cevap vermekte zorlandığı ise hepimizin malumudur.
    Oysa müzakere – arabuluculuk gibi yöntemler ile uyuşmazlıkların halli yoluna gitmenin daha hızlı, ucuz ve tatminkar olacağı dünyaca kanıtlanmış bir gerçek olup varsayımdan uzaktır. Mesele, alternatif uyuşmazlık çözümlerinin ve özellikle arabuluculuğun nasıl uygulanacağıdır.
    Arabuluculuğa karşı çıkmakla, yok saymakla avukatlık mesleği korunamaz. Çünkü arabuluculuk AB Süreci içinde öyle yada böyle mevzuatımıza eklenecektir. Zira bu kurum AB Müktesebatının olmazsa olmazıdır. AB bir kulüp ise ve biz de bu kulübe üye olmak itiyor isek bu klubün kurallarını da kabul etmek mecburiyetiyle karşı karşıyayız. Sonuç olarak AB ne evet diyor isek arabuluculuğa da evet demek gereklidir.
    Arabuluculuk kurumunu temelinden reddetmek yerine, bu kurumu hukukçulara veya meslektaşlarımıza mal etmek için çalışmak daha akılcı olmaz mı ? Arabuluculuk kurumu hayata geçtiğinde bugün ona karşı duranlar hiç değilse şu şu hususlar öyle değilde böyle olsun demeye başlayacaklar. Keşke bugünden temel kriterleri ve etikleri konusunda avukatlar arasında bir mutabakat sağlanabilse ve bu şekliyle hayata geçirilmesi için mücadele edilebilse.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir