Üyelerimizin arabuluculuk tartışmaları

Merhaba

Ben Avusturya’da yaşıyorum ve Mediation eğitimi almaktayım.İstanbul Barosunun Arabulucuğa karşı protestosunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu mesleğin onaylanması Avukatların ellerinden işlerinin gitmesi anlamına gelmiyor. Burada (Avusturyada) Avukatlarında işleri var Mediatörlerin de. Avusturyanın sadece sekiz milyon nüfusu olduğunu da hatırlatmak isterim. Ben bu Mesleğin eğitimini alan biri olarak ve arada sırada Mediasyonlara davetli olarak girdiğimde görüyorumki bu sistem çözüm yollarının en iyisi.Çünkü kavgalı bireyleri kendi kendilerinin fikirleriyle çözüm yollarını bulmalarını sağlıyorsunuz ve de bunda başarılı oluyorsunuz. Mediationun sonunda kendilerindeki özgüveni hissediyorsunuz. Size de sadece bu mutlu sonu seyretmek kalıyor.

Volkan Meral

Merhaba

Ben de Berlin`de yasayan bir hukukcu olarak bu protestoyu anlamaktayim. Suna katiliyorum: Elbette Türkiye`deki hukuk sistemi yeterince gelismis degil ve mutlaka  Türkiye`nin siyasal durumuna baktigimizda fazlasiyla dikkat görmesi gereken hasasliklari var. Fakat sunu da düsünmeli ki: Tüm bu olumsuzluklarin bir gün giderilebilesi icin bir yerden baslamak gerek. Mediation sadece bir alternatif cözüm modeli degil. Bundan fazla ve önemli olarak mediation toplumun gelismesini saglayan bir arac. Bunu sebebi de su ki: Mediation cercevesinde bireyler -ki toplum ve toplumun kurallarini olusturan onlar- sorumluk üstlenebiliyor. Bu da onlarin ve bununla birlikte toplumun daha autonom ve saglikli bir yapiya sahip olmasini saglar. Bana kalirsa Türkiye`nin iste tam böyle birsey ihtiyaci var. Ama gercekten Türk toplumunun bu kadar sorumluga karsi tepkisi ne olabilir tahmin etmek mümkün görünmüyor.

Mehtap Güneş

En buyuk itiraz sebeplerinin basinda hukukcu olmayanlarin arabulucu olabilmesi gerekiyor. Yurt dısında yaşayan meslektaşlar konuyu bir de bu acıdan değerlendirsin.

Ardahan Dikme

Bu gecerli bir itiraz sebebi olarak algilanabilir; fakat sunu bilmekte fayda var ki, yurt disinda da su an durum farksiz degil. Bu durum ama sadece görünste bir sorun teskil ediyor. Bunun sebebi de su ki, sirket ve diger mediation dallarinda yine belirgin bir cogunlukla sadece hukukcu olan arabuluculara basvuruluyor. Sonucta diger mesleklerden olan arabulucular sözlesmeyi olustururken ve hukuki bilgilendirmede yetersiz olduklarin farkindalar ve hukukcu arabuluculari en azindan co mediation cercevesinde sürekli aramaktalar.

Mehtap Günes

Arabuluculuk sadece avukatlarin uzmanlik ve etkinlik alaninda olamaz. Arabulucularin uzlastirabilmeleri icin anlasmazlik konusu hakkinda fikri/tecrubesi ve vizyonu olmali ki taraflarin hassasiyetiyetlerini ve taviz verebilecekleri hususlari tespit ederek  uzlasmaya uygun makul platformlari yaratip tatmin edici neticelere varabilsinler. Avukatlar mevzuati bilir, uygulamayi degil.

Zeynep Ekin

Önceki mesaja katılıyorum. İnşaat yönetimi konusunda uzman bir mimar olarak doktoramı inşaat uyuşmazlıklarında arabuluculuk gibi alternatif yöntemlerin kullanımı üzerine yaptım. Araştırmalar göstermiştir ki, inşaat uyuşmazlıkları, diğer pek çok teknik bilgi gerektiren konuda da olduğu gibi, inşaat sektöründe bilgi ve deneyim sahibi mühendis veya mimarlar tarafından çok daha etkin olarak, kısa sürede ve düşük maliyetle çözülebilmektedir. Elbette teknik konuları içermeyen ve inşaat sektöründe çok seyrek karşılaşılan bazı konuları ayrı tutuyorum. Dolayısıyla, avukat olmayan ama konularında uzman kişilerin uyuşmazlık çözme konusunda yetki sahibi olmalarının bazı sektörler için sakınca teşkil etmek bir kenara, çok da faydalı olacağını düşünüyorum.

Sonuç olarak, bazı arkadaşların değindiği üzere sağlık ve eğitim sisteminden sonra hukuk sisteminin gidişatının ayrı bir konu olarak incelenmesi gerekiyor olabilir. Ancak arabuluculuğun sadece avukatların uygulaması gereken bir yöntem olduğunu ileri sürenlerin bu konuda yeterince araştırma yapmadıklarını düşünüyorum. Keşke bu itirazları yapanlar gerekçelerini de daha detaylı olarak paylaşsalar. Diğer durumda sadece iş kaygısı güttükleri düşünülebilir. Arabulucular siciline kayıt şartlarından biri de Türk vatandaşı olmak olduğuna göre, yabancıların bu “pazarı” işgal etme savını da anlayamıyorum.

Özetle, itirazların gerekçesi ortaya konursa belki uyuşmazlık alanlarının belirli sınıflandırmalarla ayrı şartlara bağlanması gibi çözümler bulunabilir. Bunun için her alanda uzman kişilerin fikirlerinin ortaya çıkması ve tartışılması gerektiğine inanıyorum.

Dr. Deniz İLTER

Daha önceki mesajimi aciklamak isterim: Öncelikle arabuluculugun sadece avukatlarin uzmanlik ve etkinlik alaninda olmasi gerektigini savunmuyorum ve mutlaka ve mutlaka kendi sektörlerin icinde bulunan diger arabulucularinin tecrübeleri ve ihtisaslari vazgecilmez faydadan oldugunu düsünüyorum. Ancak söyle bir gercek var ki: Arabuluculugun bir sekli ve kurallari var. Bunlardan biri de bilgilendirme. Bu bilgilendirme de hukuki yapidadir. Sadece ve sadece sahislar yeterince bilgilendirildiginde herkesin memnuniyetle ve her pismanliktan uzak bir cözüm bulunabilinir. Bu konuda da diger mesleklerde calisan arabulucu meslektaslarimizin co arabuluculuga ihtiyac duymalari kadar normal ne olabilir? Diger konuda su ki: Hic bir arabuluculuk baglayici bir sözlesme olmadan olumlu olarak sonuclanamaz. Sözlesme olusumu da kabul edersiniz ki,bir hukukcunun yardimiyla daha kolay gelesebilecektir.

Mehtap Güneş

Ben bu konuyu açarken bu kadar yorum geleceğini tahmin etmemiştim açıkcası. Öncelikle cevaplarınız ve yorumlarınız için Teşekkür etmek isterim. Her yorumdan öğrenilecek birşeylerin olduğunu düşünüyorum. ilk olarak politik söylemlerden vazgeçelim lütfen.Konu Arabuluculuk olduğuna göre cevapların ve yorumların bu doğrultuda olması gerekir. Ben Politik bir yazı yazmadım ki bana Politik cevaplar verilsin. İktidar Partinin yanlılarına yeni ekmek kapısı sağlaması, Doktorların bittiği ve sıranın Avukatlara geldiği gibi yorumların Mediasyon mesleğiyle uzaktan yakından alakası yoktur.

İşte burada Mediasyon devreye giriyor.Okumamış olanlara Mediasyonun içeriğini okumalarını tavsiye ederim, çünkü hukukcu olarak Avukatlar davalarda bana da araştırmamı istediğiniz gibi Sulh maddesi veya diğer kanunları baz alarak hareket ediyorlar.Mediasyonda ise taraflar kendileri kararlarını kendileri veriyor ve uzun vadeli bir barış elde edilmiş oluyor. Tartışmış iki insana sen haklısın veya sen haksızsın dediğinizde taraflardan biri herzaman buruk ayrılıyor oradan.Mediasyondaki sonuç Win-Win dediğimiz sonuçtur, yani her iki tarafında hiç bir zorlama olmadan kendilerinin bulduğu çözümle tartışmanın sona ermesidir.

Mehtap hanımında belirttiği gibi Mediatörler bazı Mediasyonları Avukatlar ile birlikte yürütüyorlar. Avukatlarında alışagelmiş huylarından vazgeçebilmeleri ve tarfsızlık yönlerini ortaya koyabilmeleri için Mediasyon eğitimi almaları gerekmektedir. Mediasyon sırasında sorduğunuz olumsuz veya emir tarzı sorular Mediasyonun sonunu getirir ve hiç bir sonuç alınamaz. Ben diyorum ki Mediasyon İnsanın İnsanı dinleyebildiği,isteklerinin ve İhtiyaçlarını en rahat ortaya koyabildiği ve İnsanın düşüncelerinin ciddiye alındığını hissettiği ve her iki tarafında masadan güler yüzle kalktığı bir sistemdir. Bunun aksi olduğu takdirde yani çözüm olmadığı taktirde kişiler Avukatları vasıtası ile Mahkemeye başvururlar ve prosedürler yerine gelir.

Avukat olan arkadaşlara tavsiyem Mediasyon eğitimini uygulamasalar bile almalarıdır. Bakış açınız değişecektir buna inanın.

Volkan Meral

Arabuluculuk sadece avukatların uzmanlık ve etki alanında olmalıdır. Sadece avukatlar mevzuatı bilirler uygulamayı bilemezler demek bizi bir çözüm noktasına getirmez. Avukatların hepsi hukuk fakültesi mezunudur. Türkiye’de hiç kimse uygulamayı üniversite eğitimi içinde öğrenmemektedir. Ancak staj eğitimi ile bu konudaki açık kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu konudaki yeterlilik ve yetersizlikleri ayrıca tartışabilirsiniz. Avukat sadece duruşmaya girip birilerini icraya vermez. Avukat sulh feragat gibi işlemleri de yapabilmektedir. Anlaşmalı boşanma yapabilmektedir. Pek çok avukat özellikle de genç meslektaşlar CMK 253. maddeye göre uzlaşma yapabilmektedir. Daha sayamadığım pek çok şeyi meslektaşlar yasal olarak yapabilmektedir. Yapabilecek yetiye teknik bilgiye ve özelliklere de sahiptir. Sadece beden dili bilmek yada mimikleri iyi okuyabilerek yapılabilecek bir iş değildir arabuluculuk. Pek çok avukat arayı bulabilmenin ya da arayı bulamamanın ne denek olduğunu duruşma ve görüşmeleriyle çok defa zaten tecrübe etmektedir. O nedenle bence bu işi yine sadece avukatlar yapabilmelidir. Ortak müşterekte buluşamıyorsak en azından hukuk fakültesi mezunu olmak diyebilmek gerektiğine inanıyorum.

Av. Ardahan DİKME
Tüm meslektaşlarıma 1136 syaılı yasasnın 35/a maddesine göz atmalarını rica ediyorum. Şu anda tartışılan “dava dışı altarnatif çözüm yolları” zaten mevcut yasada var ancak ne yürütülmüş ne de işlerlik kazandırılmış. Arabuluculuk müessesinin Avukatlık yasası dışında değerlendirilmesi, Arabulucunun Avukat olmayan kişileride kapsaması bu müesseseyi ölü doğuracaktır. Öyle ki, bir arabulucu karar evrakının hukuki sonuçlarını düşündüğümüzde usul hukuku yönünden giderilemeyecek ve telafisi mümkün olmayacak bağlayıcı kararların esasa ilişkin hak kayıpları meydana getireceği gün gibi açıktır.
Kanaatimce, UYAP portalı gibi elektronik bir sistemde dahi bri kaç saniyelik basit sorgular için veya bir mazeret dilekçesi için 3-5 lira gelir elde etmeyi uman yürütme erki, arabulucuk müessesi ve yeni avukatık yasası ile hukuki hizmetler konusunda da Neo-libareal hatta POST-liberal bir kapitalist yaklaşımla bu hizmetlerdeki mali egemenliğini kurmak ve yerleştirmek istemektedir..
Evet, öğrenciyken biz müşteri dğeiliz diyorduk olduk… sağlıkta müşteri değil, hastayız dedik, müşteri olduk. Şimdi tüm meslektaşlarımızın karşısındaki soru şudur… müşteri misiniz? hukukçu mu? Hukukçu olmayan bir arabulucu maddi gerçeği ve hukuki doğruyu bulabilir mi?
Av. Ali GÖYMEN

Kimse tıp okumadan, işin doğası gereği, nörolog olamıyor.Konu hukuk olunca herkes uzman kesiliyor. Hukuk mezunu olan meslektaşlar bu alanda uzmanlaşabilmeli. Teknik bilgi farklı hukuki bilgi farklıdır. Teknik bilgiye ihtiyacı olan meslektaş, bu bilgi için gerekli uzmanlardan görüş pek tabiki alabilir, ancak bu bilgileri süzgeçten geçirip kişilerin ve toplumun menfaatlerini gözetebilecek kişi, hukuk mezunu olmalıdır. En basit anlatımyıla tahkim müessesinde ad hoc ICC ya da ICSID ‘te hukukçuların olmadığı bir kurul örneği verebilecek bir arkadaş aranızda var mı? kararlardaki latince kavramların mahiyetleri hukukçu meslektaşlarım için bile uzun tartışma konusu olabilir. Hukukçunun sosyal anlamdaki bilgi birikimine uyuşmazlığın- konusu ne olursa olsun- taraflar ihtiyaç duyacaktır, duymalıdır da. Uyuşmazlık çözüm yöntemleri hukukçuların işidir, hukukçu gerekirse teknik bilgi sahibinden beslenir. Bir arkadaşımız hukukçular mevzuatı bilir uygulamayı bilmez demiş ya, yanlış söylemiş hukuçular ne mevzuatı bilirler ne de uygulamanın tümüne hakimdirler. Ancak hangi kaynaktan ne bilgiyi elde edebileceklerini ve bunu ne şekilde kullanacaklarını bilirler. Önemli olan ve arabulucukta kaçırılan nokta da budur.

Göksu Karınca

Paranoya yaklasimlar sadece statukoculuga, statukoculara fayda getirir. Dava disi alternatief cozum yollari bir cok ulkede etkinligini gostermistir, gosteriyor!  Ben hukukcu olmayan bir madiator olarak,  Hollanda’da pek nadirde olsa bosanma davasi oncesi davalarda uzlasmanin saglandigina cok tanik oldum. Tabi spesifik temalar icin bir hukukcunun veya fianansal  danismanin bilgilerinine basvurma durumlarida oldu, olabiliyor.  Ve sonucta yine bir avukatin veya noterin mahkemeye teyidi icin girisimleride buna dahil. Yani, sonucta boyle durumlarda integral bir yaklasimla toplum icinde guzel sonuclar gelir diye dusunoyrum.  Kaldiki sonucta hukuk ve adeleti degerlendirme ve uygulama mahkemelere dusuyor. Eger Turkiye’de bu ve benzeri yaklasimlar icin zemin veya demokratik kulturun olmamasi kontra bir gerekce olarak one surulurse, ki bu oluyorda, kanatimce boyle alternatif cozumlar gerekli zemin ve kultur degisikliginde beraberinde getirecektir.

Fazli Yildirim, Hollanda.
Teknik bilgi ve inceleme gerektiren hususlarda Avukatlık mesleği dışından uzmanların bilgisinden de faydalanmak yeni veya sıradışı bir olgu değildir ve yerindedir. Ancak sorun, Avukat olmayan kişilerin (tek başına) uzlaştırmacı olması ve verilen kararın ilam hükmünde olmasıdır. Çalışanın (genelde) kazanacağı şüphesizdir. Kazanç konusunda  da herhangi bir endişemiz yoktur. Endişemiz hukukçu olmayanın verdiği hukuki kararın bağlayıcılığı noktasındadır. Kaldı ki bu tartışmaya yalnızca mali yönden yaklaşmak oldukça yanlıştır.
Av. Ali GÖYMEN

Avukat arkadaşlar endişelerini “hukukçu olmayanın verdiği hukuki kararın bağlayıcılığı” veya “tahkim müessesinde ad hoc  ICC ya da ICSID ‘te hukukçuların olmadığı bir kurul örneği verilemeyeceği” gibi konularla açıklıyor. Halbuki ne arabuluculukta arabulucunun bir “karar” vermesi söz konusu ne de arabuluculuğun tahkimle benzer bir yanı mevcut. Zaten arabuluculuk mahkeme tahkim gibi yöntemlerin süre, maliyet ve yöntem açısından uygun olmadığı uyuşmazlıkların çözümünde kullanılacak alternatif bir yöntem.

Avukatlar teknik konularda teknik bilgisi olan kişilere danışabilir deniyor. Burada da atlanan şey sanıyorum şu: İnşaat sektöründe meydana gelen uyuşmazlıklar arabuluculuk yöntemi ile çoğu zaman 1 günde çözülebiliyor! Yani avukatların dahil olduğu geleneksel çözüm yöntemlerinde olduğu gibi uzun süreler, uzmanlara danışmalar, dava günü beklemeler bu yöntemin doğasında yok!

Sonuçta, kimse avukatların arabuluculuk yapamayacağını söylemiyor. İsteyen uyuşmazlığın doğasına uygun olarak istediği uzmanlıktaki kişiyi “arabulmak” için seçebilir. Örneğin, bir işveren ile yüklenici arasında hakediş ödemeleri sırasında çıkan yeni birim fiyat belirlenmesi konusundaki uyuşmazlıkta bir inşaat mühendisi veya mimar, tarafları bir günlük oturumla orta noktada buluşturabilecekse burada sürece avukatın dahil olması neden gereksin? Sonuçta her iki taraf da ticari olarak tatmin edici bir sonucu karşılıklı olarak imza altına alacaklar ve konu kapanacak. Böylece devam eden projede çekişmeli bir sürece girilmeyecek ve herkes kazanmış olacak.

Daha önce de dediğim gibi diğer sektörler için genelleme yapamam, kendi sektörümle ilgili örnek veriyorum. Ancak aynı şekilde avukatlar da bu farklılıkları artık fark etse belki herkes uzlaşabilir!

Dr. Deniz Artan İlter

Arabuluculuk marifetiyle yapilacak her turlu uzlasma hic bir taraf icin hak kaybina neden olmaz. Bu sebeple yapilacak sozlesme ya da uzlasmanin kanun hukumlerine uygun olmasi ya da hakkaniyete dayanmasi gerekmez. Taraflarin beklentileri menfaatleri ve zaaflari dogrultusunda siki bir pazarlik gibi gorulmelidir. Bu durumu hukukla sinirlamak bu nedenle gereksiz bir cabadir. Taraflar ileride bir hak kaybina ugradiklarini dusundugu noktada herhangi bir hak kaybina ugramaksizin yargiya muracaat edebilirler. Bu noktada buyuk sirketler arasinda oldugu kadar aileler arasinda hatta ve hatta komsular ve arkadaslar arasinda bu kurum halihazirda gayriresmi yasamaktadir. Burada yapilmaya calisilan sey kurumsallastirmaktir. Kanimca bi mahsuru da yoktur. Olanlarin ise resme bir adim geriden baktiklarinda tablonun butununde arabulucugun faydalarini da gorecektir.

Av. Zeynep Ekmekcioglu

Hukukun temel kavramlarından birisi, hak kavramının üstünlüğüdür. Usul hukuku ve uygulamaya bakıldığında ise haklı olma kavramının ispat kavramı ile doğru orantılı olduğu görülecektir. Salt taraf iradelerine (veya sözde taraf iradesi ile yazılı hale getirilen uzlaştırmacılık ile) hakkı sahibine vermek kolay olmayacaktır. Ülkemizde bu deneme arabulucuktan daha profosyonel yapı olan hakem heyetleri ile (ki anayasa mahkemesi iptal etmiştir) denenmiş ancak verim alınamamıştır.
Arabulucuğa karşı olan hukukçuları -statükocu-olarak nitelemek ancak hukukçu olayanların düşünebileceği bir yaklaşımdır ki zaten böyle gerçekleştiği görülmektedir. Hukuk, statüko değildir. Binlerce yılın birikimi hukuk dışı çıkar amacı güdenlerin beklentilerine göre dizayn edilemez. Hak sahibine hakkı hukukçu verir. Aksi yoldaki girişimler sözde -statüko-karşıtlığı kavramı üzerinden fayda elde etme çabasıdır. Doğru olanı zaman gösterecektir. ..
Av. Ali GÖYMEN

Arabulucular ile avukatlar ve hakimler arasında büyük fark arabulucunun bir pozisyon almayip, çözüm veya verilecek, verilmesi gereken kararlar hakkinda neutal bir tutumda ve konumunda olmasi ve olabilmesidir. Arabulucu daha cok bireylerin veya gruplarin birbirleriyle uzlasabilecekleri ortam ve sartlari bulmalarina yardimci olur. Arabulucu kisi ve gruplarin birbirileriyle kendi cikarlarini/cikarlari dogrultusunda karsi taraf ve taraflarla aktif cuzum cabalarina girmesine yardimci olur, ki alinan sonuclar dayatilmis cozumlerden cok daha verimli oldugu kanisi ve inanci vardir.

Arabuluculugun en etkili yani arabulucunun taraf tutmadigi gibi bagimsiz ve neutral olabilmesidir, olmasidir. Diger yandan taraflar arasinda guven ortaminin saglamasina verilen onem, gizlilik esaslari ve esanslara katilma icin gönüllülük sarti gibi ozellikleri itibariyle bu yontem catismalarin, uzlasmazlarin kalici cozumlere vesile olacagininin kanatindeyim. Bu ozellikleri dolasiyla Hollada’da avukatlik ve hakimlik meslegini birakip sadece arabulucuk meslegini yapan mesletaslarim var. Kanatimce bu yonteme inancla yaklasan, kisilikleri itibariyle uzlastirici niteliklerine sahib olan ve bu konuda kendini egitmis, egitim gormus her kisi bu ise sarilabilir, sarilmalidir. Bu kisilerin uzmanlik dallari veya meslekleri farkli olabilir!

 Fazli Yildirim,

Mediator, Hollanda

Facebook yorumları

comments

Powered by Facebook Comments

Bu yazı Arabuluculukta Kariyer, Avukatlık ve Arabuluculuk, Geleceği Görmek kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Üyelerimizin arabuluculuk tartışmaları için 4 cevap

  1. Damla ürgen der ki:

    Merhaba,
    Arabuluculuk kavramının bu şekilde tartışılabilmesi güzel.Yalnız gözden kaçırılan bir şey var,o da mevcut yasa tasarısı.Tasarı bu haliyle meclisten geçer ve yasalaşırsa çok ciddi sorunlar yaşanacaktır.Örneğin arabuluculuk faaliyeti sonunda imzalanacak anlaşmaya istenirse icra hakimi tarafından icra edilebilirlik şerhi verilmesi konusu…Her ne kadar arabuluculuk bir yargılama süreci olmasa da,bu şerh anlaşmaya ilam niteliği kazandıracak,diğer bir değişle yargılama yapılmadan mahkeme kararı alınmış olacak.Ben hem İzmir Barosuna bağlı olarak çalışan bir avukatım,hem de 9 Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesinde Anlaşmazlık çözümü üzerine master yapıyorum.Konuyu her iki gözle de incelediğimde tasarının baştan aşağıya yanlışlıklarla dolu olduğunu görüyorum.Bence hukukçuların karşı çıkmasının başlıca nedeni bu.Bizim ülkemiz arabuluculuk tarzı uygulamaların yanlış şekillerde uygulanmasına çok müsait bir ülke.Doğuda hala kadının adı,mirasta söz hakkı yok.Kadınların baskı ve şiddetle miras haklarından vazgeçirilmeleri bu uygulamayla çok daha kolay olacak.Arabulucu 100 saat hukuk dersi görmüş,sadece temel kavramları bilen bir kişi olursa,yapılan anlaşmanın hukuka ve ahlaka uygun olup olmadığını nasıl denetleyecek?Daha bunun gibi tasarıda onlarca açık var.O yüzden bence 1-2 pilot bölge oluşturulmalı ve ilk birkaç yıl bu işi yalnızca hukukçular yapabilmeli.Avukatlık kanunu md 35’e gelince.. Bence bu konuda avukatların söz hakkı olmamalı.Hiçbir zaman bu maddeyi işler kılmadılar ki;oysa şimdi 35 elden gidiyor diyorlar.Kaldı ki,mediasyon ile md 35,sulh ev uzlaştırma uygulama yönünden birbirlerinden oldukça farklı kavramlardır.Karıştırılmaması için iyi araştırılması gereklidir.

    Av.Damla Ürgen

  2. orhan döngel der ki:

    damla hanımın haklı olduğu yerler var..ama iktisat ,kamu yönetimi ve buna benzer disiplinlerde eğitim almış kişilerde 7-8 hukuk dersi almakla birlikte iktisat,devrim tarihi,sosyoloji vb.derslerle birlikte ortak 10-15 ders görmüşlerdir…ayrıca anayasa mahkemesi başkanı da esk.i.t.i.akademisi mezunu..arabuluculuk (mediatörlük)avukatlık değildir..basit davalarda tarafların serbestçe tasarruf ettikleri iş ve işlemlerden doğan anlaşmazlıklarını müzakere yoluyla çözülmesini ve bununla ilgili çözüm yollarını göstermeleridir.geleneklerimizde vardır.iki kişi anlaşmazlığa düştüğü zaman (basit konularda)çevrede sözü geçen hatırı sayılır bilge kişi kim varsa devreye girer ve anlaşmazlığın çözümüne katkıda bulunurlardı..bu sistemin kadılık la bir ilgisi yoktur..zira yaklaşık on yıldır avrupa ülkelerinin bazılarında uygulanmakta ve ciddi anlamda bu ülkelerde yargının yükü azalmıştır…saygılarımla…

  3. Betül Bickioglu der ki:

    Merhabalar
    Arkadaslar, bugün mediasyon ile ilgili yasanilan bütün bu kaygilari Avrupa da yasadi. Bunu bizzat son 50 yilini “arabulucuk” ile gecirmis Isvicre´li bir hocamdan dinledim. Iyi bir arabulucu olan bu sahis, hukuk fakültesi mezunu degil, bir felsefeci, bir din adami, bir psikolog. Kendisinden ögrendigim en önemli prensip, “mediasyonun bir meslek degil, herseyden önce bir yasam stili” oldugudur. Mediasyon´a salt bir meslek gözü ile bakarsak, mediasyon bugün icinde bulundugumuz bir cok cikmaza “alternatif” olamaz.
    Mediasyon, yani arabululucluk sosyal yasama dair bir mefhum. Bundandir ki “arabuluculuk”, bir cok farkli meslegi birbirine muhtac ve bagimli kilar. Mediasyonu sadece bir boyutuyla ele almak onu anlamamizi zorlastiriyor. Buradaki en büyük sorun mediasyonun ne oldugun tam olarak anlamamizdan kaynaklaniyor diye düsünüyorum.
    Aslinda bu siteye bir soru sormak icin girmistim, ve cok faydali oldugunu düsündügüm bu tartisma platformuna denk geldim. Ben de öncelikle düsüncelerimi yazmak istedim.
    Benim soruma gelince: Ben siyaset bilimi alaninda doktora ögrencisiyim. Üniversitenin yanisira uluslararasi bir kurulusta 2 yillik mediasyon egitimi aldim ve bu alanda yurtdisinda 4 yil calistim. Eylül ayi itibari ile Türkiye´ye dönüs yaptim. Türkiye´deki arabuluculuk yasa tasarisini inceledim ve yurtdisinda egitim almis olanlar icin herhangi bir aciklamaya rastlamadim. Belgemi denklestirmek ve Türkiye´de de gecerli saymak istiyorum. Bu konuda bir bilginiz var mi?
    Hepinize hayirli calismalar diliyorum!
    Betül Bickioglu

  4. admin der ki:

    Tasarının şimdiki halinde sizin durumunuzda olanlar icin bir denklik usulü düzenlenmemiş. Sadece geçici 1. Maddede bir düzenleme var. O da yurt icinde egitim alanları kapsıyor:

    GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun yayımı tarihini takip eden bir yılın sonuna kadar alınan arabuluculuk belgesinin geçerliliği konusunda, Kurul tarafından yapılacak inceleme sonucunda, söz konusu belgenin bu Kanunda aranan koşullara uygun olarak verilip verilmediği, eksik kalan hususların ne suretle yerine getirileceği hususunda bir karar verilir. Bu başvurunun Kurulun ilk toplantısından itibaren altı ay içinde yapılması gerekir. Kurul tarafından Kanunda belirtilen koşullara uygun belge verildiği anlaşılan kişiler, Adalet Bakanlığı tarafından 20 inci madde kapsamında düzenlenecek sınava girmeye hak kazanırlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir