Ceza yargısında uzlaştırmanın kapsamı genişliyor

Hükümet halen CMK kapsamında uygulama bulan uzlaştırmanın kapsamını genişletmek üzere harekete geçti. Daha önce uzlaştırma kapsamında olmayan;

  • taksirle adam öldürme,
  • haksız arama,
  • kişisel verilerin kaydedilmesi,
  • verileri hukuka aykırı ele geçirme,
  • kötü muamele,
  • çocuğun kaçırılması ve alıkonulması,
  • bilişim sistemine girme,
  • sistemi engelleme,
  • verileri yok etme veya değiştirme,
  • kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf.

suçları da uzlaşma kapsamına alınıyor. Zaman gazetesinin haberine göre;

Savcı, tekrar suç işlemeyeceği kanaatine sahip ise üst sınırı 2 yılı geçmeyen suçlarda iddianameyi geciktirebilecek. Hakim ve savcının uzlaştırma arayabileceği suç türleri şöyle sıralanıyor: Taksirle öldürme, kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali, haksız arama, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı ele geçirme, hakkı olmayan yere tecavüz, kötü muamele, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması, ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin açıklanması, bilişim sistemine girme, sistemi engelleme, verileri yok etme veya değiştirme ve kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf.

Habere göre; “uzlaşmacı” rolünü üstlenebilecek kişileri tarif etmek için kullanılan ve daha önce büyük tartışmalara neden olan “toplumda saygınlığı olan kişiler” ifadesi tekrar gündeme geliyor.

CMK - Uzlaşma, Haberler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum yapın

Arabuluculuk meclis gündemine geliyor mu?

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) Tasarısının gündeme gelmesinin önündeki engeler olarak öncelikle yasalaşması gereken temel kanunlar gösterilmekteydi. Ancak sırasıyla Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nun yasalaşmasıyla birlikte HUAK’ın gündeme gelmesinin önünde bir engel kalmadı. Birçok yanlış veri içermesine karşın [1] rastladığımız bir haber Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tasa tasarısının önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelebileceği yönünde izlenim yarattı. Habere göre:

AK Parti’nin hukukçu kurmaylarının gündeme aldığı bir diğer düzenleme ise Adalet Bakanlığı bünyesinde “Arabuluculuk Daire Başkanlığı”nın kurulmasını öngören, Arabuluculuk Kanunu Tasarısı. 2008’de Başbakan Erdoğan ve Bakanlar Kurulu üyelerinin imzasıyla TBMM’ye sevk edilen ancak, “zamana bırakılan” bu düzenleme de AK Parti’nin gündeminde. ABD’nin yanı sıra 15 Avrupa ülkesinde uygulanan bu sisteme göre, hakim tarafları arabulucuya yönlendireceği gibi taraflar kendiliğinden de arabulucu yardımı isteyebilecek. Arabulucu hukuki bir karar vermeyip, taraflar arasında iletişimi sağlayarak, uyuşmazlığın çözümünü sağlamaya çalışacak.

Haberin sonuç kısmında şu ifadelere yer verilmekte:

-Son Kararı Erdoğan Verecek-

Hükümetin ve AK Parti’nin hukukçu kurmaylarının üzerinde çalıştığı bu tasarılar, Başbakan Erdoğan’ın Ortadoğu gezisinin ardından masaya yatıralacak. Erdoğan’ın onay vermesi halinde, 2 tasarının ayrı ayrı ya da ikisinden birinin öncelikli olarak Meclis’te ele alınması bekleniyor.

———————————-

[1] Ceza hukukundaki uzlaşmanın yeni yasalaşmak üzere olduğu gibi; ancak haberle TCK kapsamındaki uzlaşma kapsamına giren suçların sayısının artırılacağı da kastediliyor olabilir.

Haberler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum yapın

Türk Ceza Kanununda uzlaşma kapsamına giren suçlar

Uygulayıcıların ihtiyaçlarına anlık cevap verebilmesi açısındanTürk Ceza Kanunu’ndaki uzlaşma kapsamına giren suçların ve şikayete bağlı suç ve cezaları düzenleyen özel kanunların listesini yayınlıyoruz.

Türk Ceza Kanununda uzlaşma kapsamına giren suçlar şunlardır:
1. Kasten Yaralama Suçu (TCK m. 86)
2. Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK m. 89)
3. Taksirle Yaralama Suçu (TCK m. 89)
4. Tehdit Suçu (TCK m. 106/1-2. Cümle)
5. Konut ve İşyeri Dokunulmazlığını İhlal Suçu (TCK m. 116)
6. İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu (TCK m. 117)
7. Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma (TCK m. 123)
8. Hakaret Suçu (TCK m. 125)
9. Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu (TCK m. 130)
10. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m. 132)
11. Konuşmaları Dinleme ve Kayda Alma Suçu (TCK m. 133)
12. Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m. 134)
13. Alacağın Tahsili Maksadıyla Cebir ve Tehdit Kullanılması (TCK m. 150)
14. İbadethaneler ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçu
15. Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu (TCK m.154)
16. Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu (TCK m. 156)
18. Kayıp veya Ele Geçen Eşyayı Tasarruf Suçu (TCK. m. 160)
19. Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu (TCK m. 164)
20. Suç Eşyasını Satın Alma veya Kabul Etme Suçu (TCK m. 165)
21. Bilgi Vermeme Suçu (TCK m. 166)
22. Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu (TCK m. 209)
23. Aile Hukuku Yükümlülüğünün İhlali Suçu (TCK m. 233)
24. Sır Niteliğindeki Bilgi veya Belgeleri Açıklama Suçu (TCK m. 239)
25. Yabancı Devlet Temsilcilerine Karşı İşlenen Suçlar (TCK m. 342)

Okumaya devam et

CMK - Uzlaşma kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum yapın

Yeni arabuluculuk teorisi

Amerikalı arabulucu Lee Jay Berman geliştirdiği teoriyi e-posta grubu aracılığı ile meslektaşlarına duyurdu. Berman’ın geliştirdiği teoriye göre:

“İnsanlar arabulucuya ödedikleri para arttıkça (gerek tarife olarak ve gerekse toplam ücret olarak), uyuşmazlığın daha çok arabulucu tarafından onun düşüneceği çözüme göre ya da doğrudan onların yerine geçerek arabulucu tarafından çözülmesi yönünde beklentiye giriyorlar.”

Tartışmaya katılan avukat-arabulucular, bunun çoğunlukla onların başına geldiğini, çünkü kendilerine ulaşan uyuşmazlıklarda arabuluculuk yöntemlerinin değer yaratmaya elverişli olmayabildiğini, bu nedenle kendilerinden çözüme katkıda bulunmalarının beklendiğini ifade ediyorlar.

Kimi arabuluculara göre ise, arabulucuya çok ücret ödemeye razı olan kişiler genellikle “pahalı arabulucu=iyi arabulucu” anlayışında oldukları için artan ödemelerden, “çözüm için daha çok çaba harcayacak arabulucu” beklentisinin çıkması doğal bir sonuç.

Avukatlık ve Arabuluculuk, Geleceği Görmek, Raporlar / Çalışmalar kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum yapın

Türk aile şirketleri arabuluculuğa uzak

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PwC tarafından dünya çapında  2010/2011 Küresel Aile Şirketleri Araştırması yapıldı. 35 ülkeden bin 600’ün üzerinde aile şirketinin yer aldığı araştırmaya, Türkiye’den 50 aile şirketi katıldı.

Araştırmada öne çıkan sonuçlara göre, şirketlerin dörtte üçünün, kilit yöneticilerin vefatı veya yetersizliği durumunda devreye girecek acil durum planına sahip olmadığı, halefiyette olduğu gibi bu konuda da küresel ortalamanın gerisinde bulunulduğu ifade edilerek, işlevlerin devri ve gelecek planlamasına ilişkin şu görüşlere de yer verildi:

“Buna karşılık hissedarlardan birinin ayrılması durumunda hisseyi satın alabilecek ya da mirasta bütün mirasçıları tatmin edebilecek yeterli varlığa sahip olmak açısından Türk şirketleri, küresel ortalamaya göre daha rahat görünmektedir. Ancak bu konularda yöntem belirleyen prosedürler yoktur.

Türk aile şirketlerinin yarıdan fazlası yerel standartlarda, dörtte üçü ise uluslararası standartlarda değerleme yaptırmamış durumda. Küresel sonuçlar da aynı paraleldedir. Değer artış kazancı ve veraset vergilemesi konusunda yerel kurallar bakımından şirketlerin yarısı, uluslararası kurallar bakımından dörtte üçü bilgi sahibi değildir. Küresel olarak da benzer sonuçlar söz konusudur.

Araştırmada, en önemli anlaşmazlık konusunun, küresel sonuçlara paralel şekilde, şirketin gelecek stratejileri konusunda yaşandığı, Türkiye’de daha fazla gerilim yaratan bir konunun ise aktif hissedarların diğer aile üyelerine danışmaması olduğunun görüldüğü belirtildi.

Şirketlerin dörtte üçünün, aile üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar için çözüm prosedürlerine sahip olmadığı bildirilen araştırmada, “Anlaşmazlıkta çözüm yöntemi olarak Türk şirketlerinde daha çok Aile Konseyi (yüzde 67) ve Aile Anayasası (yüzde 33) gibi gelenekçi eğilimlere uygun düşen kapalı yöntemler ağır basmaktadır. Dünyada yaygın kabul gören hissedarlar sözleşmesi ve arabuluculuk benimsenmemiştir” denildi.

Kaynak: Hürriyet Ekonomi

Aile Arabuluculuğu, Anket, Haberler, Raporlar / Çalışmalar kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum yapın

Arabuluculuk konusundaki yanılgılar

Arabuluculuk konusunda doğru ve tarafsız bilgilendirme yapmanın, arabuluculuk kurumun ülkemizdeki gelişimi ve kabul görmesinde etkili olacağı inancındayız. Bu nedenle mümkün olduğunca bilimsel yayın ve çevirilerin yayınlanmasına zemin hazırlamaya çalışıyoruz. Bununla birlikte arabuluculuk konusundaki tasarıya; “siyasi bir komplo” gözüyle bakan, peşin hükümlü, yanlı, kar-zarar muhasebesi yapmak yerine karalama amacı güden yayınlar da yapılmaktadır. Buna örnek olarak bir internet gazetesinde yayınlanan haberin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Tasarısı ile ilgili olan bölümünü taktirinize sunuyoruz:

Arabuluculuk sürecinde taraflar hiçbir kurala bağlı olmaksızın anlaşabilecekler. Bütün bu gelişmelerle birlikte bir yandan hukuksuzluk meşrulaştırılacak, yargı dışı çözümler özendirilecek, diğer yandan herkesin menfaatleri doğrultusunda her yolun mubah olduğu bir şekilde anlaşmasının önü açılacak ve buna hiçbir sınırlama-denetim getirilmeyecektir. Bu tasarının yürürlüğe girmesinden itibaren yargının büyük bir rant alanına dönüşmesi sonucu ortaya çıkacaktır. Arabulucu yetiştirecek kurslar memleketin her köşesinde açılmaya başlayacaktır. Alınan duyumlara göre “Arabulucu Sertifikası” alabilmek için kurslara verilmesi gereken ücret 10.000 Euro civarında bir bedel olacaktır. Diğer bir yandan sicili olan, aidat ödeyen yeni bir meslek oluşturulacaktır.

Yukarıda başlıklar halinde sayılan gelişmeler, özellikle AKP’nin Mahkemesiz Adalet Projesi ile de birlikte düşünüldüğünde bir sürecin ipuçlarını vermektedir. Tasarının gerekçesine bakıldığında; Yargılama faaliyetinin masraflarının arttığı ve devlete maliyetinin fazlalaşması, davaların çok uzun sürmesi, etkin yargılama yapılamaması ve adalete ulaşmanın zorluğu tespitinden yola çıkılarak böyle bir düzenleme yapıldığından bahsediliyor.

Ülkemizde yapılan bütün özelleştirmelerin gerekçelerinde de ilk sırada devlete olan maliyetinin artması ve işlevsizliği oluşundan söz edilmişti. Şimdi özelleştirme sırası yargıya doğru geliyor.

Doğrular ve Yanlışlar, Haberler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum yapın

İşyeri arabuluculuğu hekimler arasında uygulama bulabilir

Günümüzde sağlık sektöründe hekimler arasında kazanç paylaşımı yüzünden içinde bulunanların inkar edemeyeceği, kimi yerde örtülü bir çekişme yaşanmaktadır. Buna hastanelerde uygulanan performans sistemi ile döner sermaye uygulamaları neden olmaktadır. Döner sermaye gelirleri aynı klinikte çalışan doktor sayısına bölünmesi yönünde bir uygulama bulunmaktadır. Bu nedenle herhangi bir kliniğe yeni bir doktorun tayin edilmesi çalışan doktorlar tarafından istenmemekte; bu durum özellikle kadrolu doktorlar ile geçici görevle atanan doktorlar arasında sorunların çıkmasına, çalışma ortamının çekilmez hale gelmesine neden olabilmektedir.

Çatışmanın doğrudan gelir paylaşımıyla ilgili olması ve paranın iletişimin konusu olmasının tercih edilmemesi, bu sebebe dayalı olarak başka konular üzerinden gerginliklerin yaşanmasına neden olabilmektedir. Mevcut kadro, performans ve döner sermaye uygulamasının sürdürülmesinin tercih edilmesi halinde, bahsedilen türde çatışmaların sağlık çalışanları arasındaki çalışma barışını olumsuz etkileyeceği şüphesizdir. Bu nedende çalışma ortamındaki olumsuzlukların doğrudan insan sağlığına etki edebileceği bu tür gerginliklerin yaşandığı sağlık tesislerinde, iletişimin sağlanması ve gerginliklerin azaltılması için işyeri arabuluculuğuna başvurma seçeneği düşünülebilir. Böylece taraflar arasındaki iletişim eksiklikleri ve anlaşılmaz tavır ve gerginliklerin önüne geçilmiş, işyerinde psikolojik tacize (mobbing) varan çatışmalardan toplum sağlığının olumsuz etkilenmesi önlenmiş olur.

Geleceği Görmek, İşyeri Arabuluculuğu kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum yapın